|

*****************************************************************
FORBES
Kasim 2009
 
 
********************************************************************
AŞÇI DÜNYASI
ARALIK 2010





KAVILCA VE ZEYREK GERİ DÖNÜYOR
12/09/2007 Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ/Kars Kuzeyanadolu Gazetesi Alıntılar:
'

'Giderek unutulan kavılca ve zeyrek için Yer Gök Anadolu Derneği kolları sıvadı. Dernek Başkanı Beti Minkin'in destek sunduğu köy projeleri içerisinde ilk olarak Arpaçay'ın Çıldır Gölü kıyısında bulunan 80 haneli Aydıngün Köyü'nden kavılca ve zeyrek ekimi gerçekleştirildi. 65 yaşındaki İsmet Kızıltepe'nin ektiği ektiği kavılca tarlası başında açıklamalarda bulunan Yer Gök Anadolu Derneği Başkanı Beti Minkin, konu ile ilgili olarak şu bilgileri verdi: " Proje Kars'ın çevre köylerinde yüzyıllardır yetiştirilen fakat hızla nesilleri tükenmekte olan geleneksel tahılları çoğaltmayı ve pazarlamayı amaçlar. Küresel önem taşıyan koruma alanlarındaki köylerde organik tarım yöntemleriyle tatbik edilecek programlar sonucunda tarımsal ve çevresel bioçeşitlilik korunacak, yoğun tarım teknikleriyle tahrip olan topraklar yenilenecek ve köy halkına yeni kazanç kaynakları yaratılarak göç nedenleri bir derece dengelenebilecektir. Yörenin tarımsal bioçeşitliliğini incelemek ve destekleme yöntemlerini araştırmak amacıyla 2005 ve 2006'da kırka yakın köy gezilmiş, köy halkının tarımsal adetleri yakından izlenmiştir. Bilinçsiz hayvancılık ve tarımsal uygulamalar sonucu toprak ve flora tahribatı, yöreye giren yabancı tohumların sonucu yerli tohum çeşitliliğinin gittikçe azalması ve bozulan sosyo-ekonomik şartlardan dolayı büyük şehirlere yönelen göçün kırsal alanda yarattığı sıkıntılar da görülmüştür."
***KARS PİLOT BÖLGE ..
Kavılca ve zeyrek ekiminde Kars'ın pilot bölge seçildiğini vurgulayan Minkin, daha sonra şu görüşleri dile getirdi: "Pilot proje çalışmaları sonucunda kaybolmaya yönelik zenginlikleri korumanın en elverişli şeklinin sürdürülebilir köy projeleri olduğu anlaşılmıştır. 2 senelik bir programın birinci senesinde, 10 köyde tarımsal biyocesitliliği korumak ve geleneksel ürünleri çevreye duyarlı organik tarım yöntemleriyle çoğaltmak amaçlanmaktadır. İkinci sene ise ekim alanları arttırılarak pazarlamaya önem verilecek, proje sürecinde çiftçiler organik tarım hakkında bilgilendirilecektir. Globalleşmeyle gittikçe azalan tarımsal çeşitlilikle beraber, şifalı ve besin değeri yüksek olan köy çeşitleri de tehlikeye girmiştir. Diğer taraftan, geriye dönüş akımına pazar sağlayan 'artizan' ve 'organik ürün' sektöründe bu ürünlere istek her gün artmaktadır. Kars'ın çevre köylerinde ise köy halkının önemsediği fakat pazara ulaşamadığından dolayı az miktarda ektiği ürünlere rastlanmıştır. Bunlardan en önemlileri kavılca (emmer) , zeyrek (yağlı keten tohumu) ve bezir (keten tohumu yağı)'dir. Ekmek yapımında önemli olmasına rağmen, yerli bir tür olan kırmızı buğdayın nesli hızla tükenmektedir. Yem bitkileri olarak kullanılan yonca, korunga, fiğ gibi bitkiler de, azot salgıladıklarından dolayı toprak ıslahı için önem taşırlar. Zeyrek keten tohumu hasadı Bölgenin tarımsal çeşitliliğini çoğaltmak ve tanıtmak amacıyla eko-sistemi koruyarak uygulanacak sürdürülebilir köy projeleri, bu ürünlerin ekimine ve pazarlanmasına odaklanacaktır. Organik sertifika alımı için bir uluslararası sertifika şirketine başvurulmuştur. Sertifikalı tarlalarda yetişen ürünler markalı organik ürün olarak pazarlanabilecek, bu şekilde değerleri ve yerel halka getirecekleri gelir de artacaktır."
***KIZILTEPE: YILLAR ÖNCE EKİLİRDİ ..
Arpaçay'ın Aydıngün Köyü'nden İsmet Kızıltepe ise Yer Gök Anadolu Derneği'nin bu projesi kapsamında destek alarak ektiği kavılca ve zeğreğin dünü, bugünü ve özellikleri hakkında bilgiler vererek şunları söyledi. "Bizim dedelerimiz Kafkas Türküdür, Yani Kara Papak'tır. Orta Asya'nında Ahıska Türklerindeniz. Dedelilerimiz bu köyü 200 yıl önce kurmuşlar.O zamanlardan beride bu bitkiyi eker biçerlerdi. Ama son 2 0 yıldır unutuldu. Biz bu kavılcadan haşıl yapardık. Kaz pilavında bulgur olarak kullanırdık. Yarma dediğimiz bulgurun bir çeşidi gibi haşılda kullanılınca lezzeti doyumsuz olur. Biz bunu yirmi yıl öncesine kadar değirmenlerde kırdırırdık. Sonrada kadınlar el kalburlarıyla bunları eleyerek temizlerlerdi. Eğer o yıl ürün çok fazlası olsaydı kalanını da yapardık Ekmeklik çok güzel unu olurdu. Bunu da hamur işlerinde pişi, lokum, lalanga, erişte, mafiş yapımında kullanırdık. Ama bir başkada o zamanlar kavılcayı kırmızı buğday ununa katarak ekmek yaparlardı. Yani tamamen kavılca unu tek başına kullanılmazdı. Eskiden bizim buralarda beyaz un bulunmazdı. Çünkü kavılcanın yapışkanlık özeliği vardı. Bu çevre köylerin çoğu o dönemlerde bunu ekerlerdi. Niye kayboldu? Çünkü makarna, hazır bulgur, yarma çıktı ve bunlar daha kolay daha hazır. Baktım olmuyor bende iki yılda bir ekmeye başladım. O da sekiz ile on teneke ürün almaya başladım. İşte tesadüfünde geçen yıl yarmalık ayırtmıştım. Onuda yarma olarak kullanmadım ve tohum olarak kullanarak ektim. Selim Bayburt Köyünde benim akrabalarım var. Bizim köyde de her kes ekerdi. Artık eski değirmenlerde yok atık. Çünkü daha önceleri Malakan Değirmenleri vardı. Onlar bunu daha hassas döverlerdi. Ama şimdiki değirmenler bunu yarma yapıncaya kadar yarısını fosaya çıkartarak yapıyorlar. Değirmenden sonrada iş bitmiyor. Tekrar hanımlar bunu rüzgara karşı savuruyorlardı. Bundan sonrada yine hanımlar bunu kalbur ile pilavlık, çorbalık gibi bunları kısım kısım ayırtarak birde bizlerde değirmenlerin küçüğü bizde kikre dererdi bazı yerlerde de el değirmeni derdik. Taş yani elle çekilirdi. Birde kırmızım buğdayı kaynatırlardı. Isdahan denilen bir tekerlek bir betonun içerisinde çarkla döner onu karıştırarak kabuğunu sıyırırdı. Daha sonrada onu el değirmeninde çekerdik. Bunun yanında bir kısım insanlarımızda büyük bir taşın ortasını oyarak yuvalandırırlardı ve ağaç salgı dedikleri tokmaklarla sırası ile başı demir biri o taraftan biri bu taraftan köyümüzde döverek yaparlardı. Birde beyaz bulguru kaynatarak yaparlar.ama biz o kırmızı buğdayı kaynatmadan hafif suyla ıslatarak. Eğer kavılcayı kaynatırsanız onun bir özeliği kalmaz. Kavılcayı iki yıl bile saklarsanız asla bozulmaz ve aynı kalır. Ama asla rutubet olamamak kaydıyla. Ama bir olumsuz durum var kavılca pek verimli bir tahıl türü değil. Yani bire üç dört anca verir. Ama bunun yanında bir özelliği daha var vaktinde biçin yapmak gerek. Eğer tarlada fazla kurursa başak sapa ağırlık yapar ve dayandırmaz. Ve dökülür ve onu toparlayamazsınız. Ekin zamanımız ise kar kalktığı zaman toprağın nefes alması zamanında başlanır ekime .Ama gübre çıktıktan sonra tandırdaki ekmeğin kokusu gübre çıkınca da kalmadı artık. Sonra da bunlara karşıda bir özenti başladı çünkü zahmetsiz elde edildiği için bu kavılcayı unutturdu. Kavılcanın bir diğer özelliği ise her türlü iklimde sıcakta ve soğukta yetişmesidir. Yani burası kars en soğuk bölge ama İzmir'de de yetişebilir. Ama ziraattan aldığımız tohumlar için bunu söyleyemeyiz İklim şartlarına en dayanıklı arpadır, ondan sonra, buğday, kavılca, yulaf ve fiğ ve diğerleri gelir. Ama bizim burada kullandığımız tek kırmızı buğdaydır. Bizim bir Ardost'lu doktor var o her zaman sipariş verir kaz ile kavılca yarmasını.Ama bu günlerde biz Yer Gök Anadolu Derneğinin kavılcayı yeniden bizlere kazandırması çabası neticesinde kavılcaya karşı çevremizde bir özenti başladı. Zeyrekte susama benzer. Biz ve çevre köyler daha öncede ekerdik.Her ev zeyreği topladıktan sonra tüccarlar gelir ve kapı kapı dolaşarak satın alırlardı. Israr ederlerdi para dahi sorun olmadan. Ama son yıllarda ise artık tüccarlar zeyreği almayınca ekilende elde kalınca artık bizlerde ekmeği durdurduk. Onun içinde zeyrek unutuldu, 15 yıldan beride kimse ekmiyor. Bezir yağı her derde devadır. Öyleki biz traktör olmadan evvel koşum işinde camış beslerdik. Bu hayvanların daha sağlıklı olması için onları ayda iki defa yıkardık. Yıkadıktan sonrada onları bu zeyrekten çıkan bezir yağı ile yağlardık Böylece hayvanın derisinde bit olmazdı ve daha da gelişirdi. Zeğreyi değirmenlerde öğütüp tohumundan yağ kanla kısımları da aynı şekilde hayvanlara yedirilirdi. Sapakları da çok yağlı olduğu için fayadalı idi. Ayrıca zeyreğin yağından çok güzel pişi, mafiş gibi hamur işleri ve patates kızartmasında kullanılırdı. Ama çok güçlü olduğu için kokusu da çok ağır olurdu. Bu nedenle tavanın altına kelle soğan koyarlardaki kokusunu alsın. Sağlık açısından mideye çok faydalıdır. Şimdiki sana yağları gibi değildi. Zeyereyi çekirdeksiz üzüm ile kırmızı buğdaya katarak kavururlardı ve çerez olarak yerlerdi. ''
|